23 Mart 2013 Cumartesi

Birileri okusun diye yazıyorum bu hikayeleri.. Okuyun hatta yorum yapın :)))

YIL 2003,
Aylardan Ağustos sonu,












Tek başıma kurduğum işim bağlantılarım bir anda bitmiş, cebimde belki 100.000 lira (sıfır atılmadan önceki birim şimdinin 100 lirası) var ki İzmir de ki evimin kirası 400 bin lira...Evinde 2 sene kaldığım APLA beni resmen sokağa atmış, bir diğeri 2 hafta evinde kalmamı çok görmüş, annem geliyor diyerek kibarca güle güle demiş. Cebimde 100 bin lira akşama nerede kalabilirim telaşıyla bütün gün dolandım.
Öğleden sonra aklıma bir erkek arkadaşımı aramak aklıma geldi. Zamanında sevgili olduğumuz Çağrı Kafası aylaklığa çalışan gezme tozma peşinde, küçük küçük senaryolar yazan (yazdıkları okunsa kimse iş vermezdi yazdıklarının birini bile sonuna kadar okuyamadım o derece yani) şimdilerin çok tanınmış bir televizyon sunucusunun kuzeni.
Fakat benimle bulunduğu dönemde onun zekasının çok daha farklı olduğunu anlata, anlata ciddi bir iş sahibi olmasına yardımcı oldum kendimce. Çok ciddi bir yabancı kaynaklı şirketin yüksek maaşlı, bir bölümünde işe girdi. Şimdilerde o şirketin görevleri gereği dünyayı dolaşıyor . Böyle bir işe o girmeyecekti de ben mi girecektim. Çünkü, ODTÜ yü iyi derece bitirmiş ve IQ su tespitli bir zat tı.
Onu aramak iyi ki aklıma geldi, yoksa o gece sokak spor olacaktım. Neyse,

-Alo Çağrı
-Haaa canım nasılsın?
-İyiyim, seni sormalı canım?
-İyi işteyim.
-Hımm tamam o zaman seni meşgul etmeden  sana bir şey soracağım ?
-Söyle..
-Kısa yoldan sorun şu ki sokakta kaldım kalacak yer arıyorum.
-E gel benim eve, yalnız sorun şu ki kız arkadaş yaptım kendime evde kalmıyorum sana misafir konumu yapamayacağım ..
- A öylemi oke sorun yok sen anahtarı ver yeter..
-Ben seni bi götüreyim evin yolunu bilde, öyle veririm anahtarı.
-Kaçta buluşuruz?
-ben 5 de işten çıkacağım.
-Şimdi ben Mecidiyeköy deyim senin gelmene 3 saat var oyalanırım ben burada da sende otomobil var mı?
-Var
-Eşyalarım başka yerde de....... ve saat 5,30 a kadar almam lazım çünkü o orospuyla karşılaşmak istemiyorum.
-Hangi orospu
-Boşver anlatırım.
-Siktiret ya kimseye yalvarma Hallederiz gideriz alırız, yerleştiririz, tamam takma kafana..
-Sağ ol canım..

Rahatlamıştım, rahatlıktan mı ne birden karnımın guruldadığını fark ettim. Etrafa bakındım bir pideci gördüm. Yarım saat orada yemekti, çaydı, sigaraydı oyalandım, harcamam gereken bir 2,5 saat daha vardı.Bir İnternet kafe ye girdim, 2,5 saatimi orada geçirdim.

Çağrı beni gelip aldı tam zamanında eşyaları almaya gittik, fakat orospu kapıyı açmadı, kapıcı çıktı geldi
-Apla yok sana bu valizi vermemi istedi dedi.
İçimden iyi olmuş suratını görmek istemedim dedim.

Eve doğru yola çıktık fakat ne semtini, ne de yerini biliyordum. Sarıyer'e doğru gittik. Dolambaçlı yollardan yokuşlardan çıktık acayip güzel sitelerden malikanelerden geçtik.
Normal bir bloklardan oluşan siteye geldik, birinin önüne otomobili park ettik eşyalarımı indirdik oda bir şeyler getirmişti onları aldı.
 Konuşa konuşa, apartmanın batar katına doğru yöneldik. İçimden "inşallah güneş almayan, karanlık ev değildir" diye dua ettim.
Karanlık evde yaşayamam ben çünkü küçüklüğümden beri ve hala öyle bir takıntım vardır. Salakça bir durum seçim şansım yok ama olsun yine de karanlık olmamasını içimden diledim. İçini düşünmedim yeni bir apartmandı çünkü Çağrı da iyi kazanıyordu az çok eşya vardır içinde dedim..

Eve girdik tahmin ettiğim gibi bekar eviydi, ama kötü de değildi ve tabi dağınıktı. Karanlıkta değildi.
Bir ikili kahverengi, bir tekli sarı deri koltuk vardı, yerde puflar bir televizyon, bolca kitabı olan bir kitaplık.
Ey fel kulesi şeklinde bir puzzle içinden bir küçük kablo geçiyordu, ucundaki butona bastı ışıklandı puzzle.
-Aha ne güzel yapmışsın Çağrı!
-Evet kız arkadaşımla yaptık.
-Harika ya dedim.
Artık aramızda bir bağ yoktu ama her dakika kız arkadaşım demesi beni sinir etmişti.
İki odası vardı birinde çift kişilik yatak üzerinde devasa bir oyuncak maymun vardı.
-Bunu da kız arkadaşın sana mı? aldı dedim
-Eveyyyyy nereden bildin dedi
Güldüm diğer odada tek kişilik yatağı ve iki kapaklı dolabı bulunan bir odaya girdik.
-Burası senin olsun dedi.
-Tamam deyip eşyalarımı taşıdım.
Mutfak eksiksiz di resmen tabaklar, çatal, kaşıklar, her türlü içecek için bardaklar, tava, tencere, buzdolabı, bulaşık makinası, masa, sandalyeler  ve hatta güzel bir ızgara bile vardı.
Banyoyu gösterdi duşa kabin ve çamaşır makinalı bir banyo ve bolca değişik şampuan. Sevindim şampuanları görünce dedim ki  o orospu ayaklarıma kara sular inerek kazandığım ve çok pahalıya aldığım şampuanlarımı koymamıştır bavula dedim kendi kendime...

Hemen odama gidip bavulumu açtım. İçine şöyle bir göz gezdirdim. Eksik bir şeyler var gibiydi zamanla neler eksik hatırlarım diye düşündüm. Eşyalarımı teker teker elime aldım çoğu kirli görünüyordu.
Yıkamak lazım dedim kendi kendime hepsini yıkamak lazım.Yeni bir yerde temiz başlamak lazım hayata. Tahmin ettiğim gibi ne Şampuanım ne duş Jelim, Parfümüm, bazı makyaj la ilgili bir şeylerim yoktu, diş fırçamı ve Macunumu koymuştu Allah tan, kullanamayacağı için belki de, ojelerim ise enteresan hepsini koymuştu oda ucuz olduğundandır. En son evden çıkarken ne takacağıma karar veremediğim için takılarımı yanıma almıştım. İyiki almışım.
İçeriden televizyon sesleri geliyordu. Burada mı? kalacak acaba diye düşündüm.

Eşyaları renklerine göre ayırdıktan sonra çamaşır makinasına beyazları koydum, Aynadaki ben, dikkatimi çekti, yüzüm sanki biraz solgun ve asabi görünüyordu, saçlarım... Saçlarımı düzelttim, saçlarım çok uzundu belime geliyordu. Kıvırcıktır saçlarım benim. Biraz kestirsem mi? acaba diye düşündüm Makinanın üzerinde gördüğüm bir tokayla topladım saçlarımı salona doğru yöneldim. Çağrı'ya
-Kız arkadaşının yanına gitmeyecek misin? diye sordum.
-İş için bugün Bursa da  kalacak eve gitmeye de üşendim.
-Burasıda evin kal işte dedim.
.............
-Yeri gelmişken Çağrı ben burada ne kadar kalabilirim? diye sordum.
-3 ay peşin ödendi buranın kirası 3 ay kadar sadece faturaları ödeyerek kalabilirsin oda şantiye elektriği kullanıyorlar doğal gaz var biliyorsun, birde su, aidatı hadi ben ödeyeyim. Sonra kalmak istersen kiraya ortak olman gerekebilir.. dedi.
Yutkundum.. Çünkü elimde bugün 90 bin lira kalmıştı....
Ama o yunanlı olacak ortağımdan 900 euro alacağım vardı.(Oda bugünün parasıyla 1400 lira falan ediyor)
Sonrası mı? sonrasını boşver anca 900 euroluk hayaller kurdum, gerisini umursamadım.
-Kirası ne kadar buranın dedim 400 bin dedi
Sıçtık dedim o zamana kadar para bulmam lazım. Üstelik İzmir deki evimin kirasıyla ve aidatlarla kafamda yaptığım hesapla 1400 liram çoktan uçup gitmişti.
Ertesi gün Çağrı sabah erkenden çıkıp işe gitti arada uğrarım dedi. Ben bütün gün çamaşır yıkadım, astım hızımı alamadım, Çağrının kirli eşyalarını bile yıkadım.
Yıkanacak bir şey bırakmadım, masa örtüleri, koltuk örtüleri, çarşaflar, gece yarılarına kadar.
Akşam üstü bir ara gidip yiyecek bir şeyler almak için çıktım etrafta bir bakkal, bir market vardı. Pide pizzada içim dışıma çıktığı için en mantıklı olarak dondurulmuş bezelye aldım. Onuda pişirdim biraz moralim düzelmişti.

Sonraki birkaç gün işle ilgili telefonlar açtım. Biriyle konuşurken aklıma telefon faturası geldi. Bu sefer bazı tanıdıklarıma telefonu çaldırıp kapatmaya başladım.
Hayatımın içine tamamen turşu suyu sıkılmıştı. Açıkçası bu duruma nasıl geldiğimi hatırlamıyorum. Nerede hata yaptığımla ilgili en ufak bir fikrim yoktu..
Takip eden günlerden bir gün sabah kalktım kendim için yaptığım azıcık kahvaltı malzemeleriyle kahvaltımı hazırladım televizyonu açtım. Biraz dolanmak işime gelir diye düşündüm giyinip çıktım Sarıyer sahilinde dolaştım, çay falan içtim martıları gevreğimle (izmirliler simit'e gevrek derler biliyorsunuz değilmi?) besledim.
Kitap okudum karanlığın nasıl çöktüğünü bile anlamadım. geri dönüş için yürümeye başladığımda küçük küçük yağmur atıştırmaya başladı, sokaklarda saçma sapan koşturdum siteye giden otobüsü bilmiyordum dolmuşlardaysa bir kuyruk, bir kuyruk yazlık gibi kıyafette sırılsıklam fare gibi koşuşturdum. Gözümün gördüğü sarı bir taksiye el ettim. Durdu Arka koltuğa oturdum.
-Of ya dedim ne yağmaya başladı.
-Evet dedi adam Sonbahar yağmuru aslında sıcak yağmurları dedi.

Şık görünümlü, orta yaşını geçgin taksici.

-Evet erken başladı dedim
Etrafa bakınırken gözüm arka koltukta, yanımdaki eşyalara kaydı. Bir karpuz, evrak çantası ve bir erkek el çantasını gördüm ve taksiciye heyecanla,
-A sanırım burada birilerinin eşyaları kalmış dedim
-Yok o benim eşyalarım dedi
-Ben son müşterinizim o zaman dedim.

Adam bir güldü.
İçimden bir ses adam bana sarkacak diye düşünürken,

-Beni taksici mi sandınız? dedi. Ben taksici değilim işinden eve dönen her hangi bir babayım, eşim, dedi.


Salaklık ta son perde de başrol oyuncusu bir tek ben vardım
 Tek başıma başroldeydim.
Üstelik bu bulaşıcı bir hastalık gibi hayatımın her karesinde, boş koltuklara oynayan, ruhu yaşlanmış, çirkin makyajlı, kırmızı
dudaklı, yaşı hayli geçkin beşinci sınıf bir tiyatrocuydum.








9 yorum:

cevat akyıldız dedi ki...

Tuhaf bir yazı 5.sınıf tiyatrocu!...

Profösör dedi ki...

Tek kelimeyle süpersin. Paylaşımından dersler çıkartıyoruz.

super ince parlak çorap dedi ki...

@cevat akyıldız bir şeymi kaçırdım neresi tuhaf? yazı işte hikaye olay ne diyeyim...

super ince parlak çorap dedi ki...

@profösör teşekkür ederim..

hsaritas dedi ki...

Umarım devamı da gelir, en heyecanlı yerinde kalmış...

super ince parlak çorap dedi ki...

:) evet bu birinci bölümüydü 2. bölümü haftaya.. sanırım

tutarsiz turşu dedi ki...

yaaa hemen ikinci bölüm yazılmalı (: devamı var diye hızlı hızlı okudum hatta arada apla yazısını da okudum (: ama devamı yok :/ olamaz (: ben bu beşinci sınıf tiyatrocuya bayıldım (:

Miss maria dedi ki...

Güzel bir yazı olmuş :)

super ince parlak çorap dedi ki...

@tutarsız turşu
yazarıssss sen benim eski yazılarımı azıcık karıştır böyle hikaye çok ....

teşekkür ederim @miss maria