2 Temmuz 2011 Cumartesi

BEN, APLA ,KAPICI ÜÇGENİ...

Bundan çok sene önce, ya da şöyle diyeyim  2002-2004' ün eylülü 'ne kadar ben İstanbul'da Levent te,bir kız arkadaşımın evinde, ev arkadaşı olarak kalıyordum. Bu kız delinin tekiydi, yani şimdi deli kavramı değişik biliyorsunuz ki, bir kendini deliliğe vuranlar var, bir marjinal yaşayıp delilik yapanlar var, bir doğuştan zeka düzeyi olmayanlar var, bide zeka testinde IQ su tavan yapmışlara da deli diyorlar, biliyorsunuz işte bu kız o kategoride, 4'lü rakamlarla  3'lü rakamları çarpıp, bölüyor, çıkartıyor, kafadan öyle böyle değil  yani.
Nasıl tanıştığımızı sonra anlatırım oda ayrı bir mevzuuuu, benim onda ev arkadaşı olmam konusunda, konuştuk, anlaştık beraber kalmakla ilgi ayrıntıları, ''bu bana dediki ne zaman geleceksin'' dedim ki ''şu gün, sabah uçağıyla ordayım apla''..Benden yaşça büyüktü, ama aramızdaki hitap apla lafıydı, o yüzden diyorum apla diye.''.İyi'' dedi bu , bana adresi verdi İzmir'den kalktım gittim İstanbul Havaalanından, HAVAŞ servisinle, taksime, taksimden taksiye  Levent' e gittim. AK Merkez'in çok yakınında olan kalacağım eve vardım.
İki büyük bavulla dikildim evin önüne, kapıyı çaldım, açan yok, çaldım çaldım yine açan yok, apartmanın girişindeki zili çalıyorum ben, telefonla arıyorum aplayı açmıyor telefonu, cevap yok, kapıcı duymuş olacak ki geldi yanıma, şuraya geldim, ''gelin çıkarayım seni'' dedi adamcağız, dikildik kapının önünde daha bir ısrarlı çaldım zili, kızıl darmadağın saçlarının arasından gözleri görünmeyen bir kafa, altında bordo bir don, üzerinde bir tişört, apla bana,, ben kapıcıya,  kapıcı bana, bakan bir üçgen topluluğu şeklinde  kapının önünde kaldık bir süre ''pardon remzi efendi'' diyende'' yok ayrıca.
'' Bi işettirmediniz beaaa'' deyip girdi içeri apla bende arkasından bavullarla ''ayakkapları çıkarmaaa''  dedi arada bir odaya girdi, bende altını giyecek yanıma gelecek filan sanıyorum, baktım dönen yok, uzattım kapıdan kafamı, anam apla yatmış uyuyor..
Salona döndüm etrafa baktım, bir abajur, üstünden sarkan bir çorap, salonun tam ortasında bir çizme, diğer çizme teki açık mutfağın masasının önünde, mutfak tezgahının üstündekileri ve mutfak masasının üstündekileri anlatmayayım içiniz bulanır, bir kanepenin üzerinde tepsi, içinde kalmış ekmek peynir kırıntıları, leopar desenli bir berjer koltuğun üstünde bir kırmızı don, mavi bir süveter üstünden çıkarılmış şekilde duran bir kot da berjerin yanında, orada, burada dergi, gazeteler, bir ben nereye geldim sorguları, bir burası neresi,  Allahlım ben neden geldim sorguları yaşadım o an...Tabiki İstanbul'a taşıdığım işim için gelmiştim ama neden bu ev? yani, o sorguyu yaşadım o an. Neyse bende geceden uyuyamamıştım kıvrılayım bir yere yatayım dedim de nereye? baktım başka yataklı oda yok salona döndüm.  Donları, monları topladım bir kanepede yer açtım kendime, yattım oraya...Rüyamda kendimi çöp yığınının içinde gördüm vallahi...Allahlım bu nasıl birşey ya.
Şimdi düşünüyorum da, bugün o evin kapısından girmezdim haa , valla. Sonraki günler o evi bi temizledim bir parlattım inanmazsınız ..İlk günler oturuyorum gazete okuyorum karanlık geldi, dışarıda güneş var, gündüz gündüz ev karanlık, anlam veremiyorum bi türlü,dur dedim camları bi sileyim, Allahlım o cam, cam olamaz, o camın, bu pislikle göstermesi bile çok normalmiş yaaaa....Öyle bir pismişkiiii yani tarifi mümkün değil. Neyse akşamüstü uyandım ben, oda uyanmış baktım bir cezveye elma doğruyor''napıyorsun''dedim ''sabah uyanma çayımı yapıyorum'' dedi tarçın, karanfil, birşeyler koydu .Başka bir cezvede de sert bir kahve yaptı karşılıklı içtik biz keyifli keyifli üstelik o dağınıklığın içinde.....
Geçtiğimiz günlerde, gazeteye bakarken aha bu aplayı, Hürriyetin İzmir ekinde bi haberde gördüm. Bi iş kadını muhabbeti yapmış, böyle siyah işkadını döpiyesiyle ciddi fotoğraf vermiş gazeteye.... Puahahhaha diye bi güldüm Hanııım, hanıım, kırmızı donlarınızı, leopar desenli berjerin üzerinden topladık zamanındaaaa diyesim geldi....Neyseeeeeeeeeeee yaaaaaa öyle aklıma geldi bi anlatayım dedim, devam edicem ama aplayı anlatmaya, bitmez çünkü aplanın maceraları. Acayip bir kadındı o....Severdim ama
...

11 yorum:

girl with the red balloon dedi ki...

Off çok güldüm yaa:D Ben hep öyle bir evim olsun isteyenlerdenim biliyor musun. Donum monum her şeyim, her yerde olacak böyle:D

SÜPER İNCE PARLAK ÇORAP dedi ki...

ya deme be..adamın kafası dağılıyor ama :)) ..çok acayipti görmen lazımdı.. :)

Loser dedi ki...

ahahha çok iyi ya :D bende dağınığım ama bu kadar değil :)) kuzenimle yaşıyorum aşırı titiz o da bir blog açıp beni anlatacak diye ödüm kopuyor o.0

SÜPER İNCE PARLAK ÇORAP dedi ki...

aman dikkatli ve takipte ol!! :))

BuDAAbuRDA dedi ki...

Katıldım ..resmen.. çok iyi anlatıyorsun..takipçinimmm

SÜPER İNCE PARLAK ÇORAP dedi ki...

beni takip edin hihihi....

MeLLy dedi ki...

Ay bu da en az benim kadar dağınık, pasaklı ve tembelmiş... Yalnız değilim şükürler olsun...

SÜPER İNCE PARLAK ÇORAP dedi ki...

Hepimiz böyle bir dönem geçiriyoruz melly....bende şu an simetri hastalığı var,ama daha öncee, höhöööööööööö...:)ama asla pis olmadım ya apla kadar...pis olmak başka dağınık olmak başka....

deepblueeagle dedi ki...

:)

Profösör dedi ki...

Daha önc etanıştırmıştınız bizimle bu yayfada hanımefendiyi..

SÜPER İNCE PARLAK ÇORAP dedi ki...

evt profösör bazı yazılarım nasıl olmuşsa yayından kalkmış onları tekrar yayınlayacağım.