10 Temmuz 2011 Pazar

NANNİM!!!!!!!

Nannimle ilgili daha önceki yazım: http://superinceparlakcorap.blogspot.com/2010/11/vapuuuur-al-beni-seneler-oncesine.html


Nannim hastaydı hem de zor bir hastalıktı. Doktor ''Ne olacağı belli değil.. Beyninde pıhtı oluşmuş, ameliyat etmek onu, çabuk sonuca götürebilir, böyle kalması daha iyi, bu pırtı beyninin merkezlerinde dolaşabilir, çok acıkabilir, yada yemek yediğini hatırlamayabilir, hatta tuvaletini nasıl yapacağını bilmeyebilir, günlük yaşam kalitesi düşecektir sadece ona iyi bakacaksınız ''dedi, annemle, teyzemler in gözleri fal taşı gibi açılmış birbirlerine baktılar.... Doktorun dediklerini tekrar düşündüm, o zaman kalbimin içinde acı bir sızı oluştu...
Evine gittik, namaz kıldı, ona izledim, divana yanına oturdum, omuzuna, kafamı koydum buram buram gül suyu kokuyordu.....''Ben artık hiç eskisi gibi olamam cemre!!''dediğinde içimde kopan fırtınayı anlatmam mümkün değil bu anı ve duyduğum ona has gül suyuyla karışık pudra kokusunu asla unutmadım..
İşte o zaman anneanneme de ayrı bir aşk duyduğumu hissetmiştim. Çok erkendi biz daha onunla neler, neler yapacaktık diye düşündüm.. Çocukluğumun çok önemli yapı taşlarından biriydi. Herkes için anneannesi önemlidir, ama sanki benim için daha bir farklıydı yada ben öyle sanıyordum...
                 Çünkü çocukluğumu onun dibek başında çıkmaz sokaktaki evinde geçirmiştim. Onunla sıcak pişili kahvaltılar ederdik, hamuru karışını, çökelekli maydanozlu, hamur toplarına dolduruşunu izler, bazen yapmama izin verirdi, komşulara gider çaylı, kekli, börekli saatler geçirirdik, havra sokağına taze sebze, meyve almaya gider, oradaki esnafla pazarlık yapmasını seyreder, pide yer, karadut şerbeti içerdik, hamama gider saatlerce kendimizi ödüllendirir eve gelince pamuk gibi koyun koyuna sevdiğimiz şarkıları mırıldanıp uyurduk, akşamları yazlık açık sinemaya minderlerimizle birlikte gider, Sensun gazozu alır, Raj kapoor'un Avere Mu filmini izlerdik, akşam üstleri, kapının önüne serdiğimiz kilimin üzerinde, ben bebeklerimle oynar, oda komşularınla oya yapardı, Aydına trenle giderdik, yolda sardığı kalem gibi sarmaları yer, tren (ki tren'e motorlu derdi) bozulursa, uyur 2 saatlik yolu 4-5 saatle gider ama hiç sıkılmazdık, Aydında akrabaları ziyaret eder, incir, üzüm toplamaya giderdik...Bana çok güzel şarkılar söyler benim iyi vakit geçirmemi sağlardı....
Bütün yazı, agora harabelerinin içinde, bazen kuzenlerim ve kardeşimle bazen komşunun kızıyla, zamanımızı orada evcilik oyunu oynayarak geçirirdik. Harabelerin içinden su akardı, suyun aktığı yeri, evimizin mutfağı gibi kullanır, acıkınca evden bir koşu alıp geldiğimiz, salçalı ekmeği yer, susayınca oradan su içerdik, şimdi o akan su yoktur sanırım. Zaten gidip görmek istesem de gidemem, göçten gelen insanların oturduğu bir yer olduğu için, tek başıma orada oturmayan bir kadın olarak çok dikkat çekerim  sanırım, dibek başında yerli kimse kalmadı maalesef. Çokta merak etmiyorum aslında, çünkü görürsem, eski atmosferi bulamayacağımı biliyorum beğenmeyeceğimi de, hayalimdeki gibi kalsın görmesem de olur....Ama duyduğuma göre kentsel projeyle oradaki tüm evler yenilenecekmiş. Buna çok sevindim....
Anneanneme Nannim derdim ama sadece ben ona lakap takmıştım, o ise hepimize, isimlerimizi komik bir dile çevirirdi.. Mesela kuzenime kızdı mı cem düdüklü tenceresi, normal konuşurken cem trikosu derdi...Bana cemre düştü mü cemre, diye sorar, anlamsız baktığımı görünce, gülerdi.....

Nannim, Aydın doğumlu sıradan bir çiftçi ailesinin kızıymış. Simsiyah iri gözleriyle Aydın'da nam salmış o zamanki en zengin sarrafın oğluna, onaltısın'da nannimi istemeye gelmişler.
Nannim, bir kere sokakta gördüğü Arif in nişanlısı olmuş. Nişanlı olmuş, olmuş, olmasına daa, ama işte aşk ferman dinlememmiş alt katlarındaki daireyi, kiraya tutan annesiyle yaşayan dedem Erdem'i görünce anneannem aşkın ne demek olduğunu anlamış. Tarifi ise klasikti..
            -Aşk meşk mi gördük bildik de nişanlandık, o zamanlar öyleydi, büyükler için, çocuğun hali vakti yerinde olması yeterdi, verirlerdi, giderdik, istiyormusun diye sormazlardı,, görmezdin, tanımazdın, evlenince tanışırdın, ısınırdın, çocuğun olurdu, yaşam gailesiyle, yaşayıp giderdin. Bütün arkadaşlarım, tanıdıklarım, akrabalarımın kızları öyle evlendi..
Ama, ama, ama, nannim hariç, dedem annesiyle, nannimle annesinin alt katındaki evi tutmaya geldiklerinde, nannimin içine düşen ateşin kendini, kor gibi  yaktığını söyledi.. İşte bu da Aşk olmalıydı ki, sarraf Arif yerine terzilik yapan aynı zamanda Santur sanatçısı olan nannim, Erdem'e kaçmış, onunla evlenmişti ..
Hoş o 'kor' zamanla dedemin davranışları yüzünden çabuk sönmüş, dedemin çapkın, havai hayatı, iyi kazandığı halde evine para bırakmaması, bezdirmiş nannimi. Bir dönem iyi yaşamışlar İzmir'e 55, 60' lı yılların en iyi semti olan Dibek başı na şimdiki adıyla Agoraya taşınmışlar. Annem taşındıklarında 6 yaşındaymış,  her şeyin en güzeli en iyisi ilk onlara gelirmiş, hatta bir gün bir yerden geçerken bir bambu takım gördüğümüz de annem ben küçükken bizim bahçede vardı biliyor musun? demişti de şaşırmıştım, ki, annem, 51 doğumludur düşünün artık...
Dedem terzilerin en iyilerinden biri olmalıydı ki, İzmir'de ciddi bir müşterisi oluşmuş, hanımlar,  Döpiyeslerini ona diktirirlermiş. Çevre ilçelerden de ona gelen çok olurmuş. Fakat dedemin müziğe olan ilgisi arttıkça İzmir deki TRT' nin radyo sınavlarına girmiş ve kazanmış. O zaman hem terzilik yapıp, hem de  TRT de kadrolu olarak çalışmaya başlamış bazı geceler maksimde, yazları da fuarda büyük sanatçıların kadrosunda muhakkak olurmuş...Zeki Müren, Müzeyyen Senar,  Emel Sayın, hatta bazı eski filmlerde arkadaki çalan müzisyenlerin arasında görürüm dedemi...Ne yazık ki onu çok tanıma fırsatım olmadı, ben 7 yaşındayken, onu bir konser için gittiği Şanlıurfa da şeker komasından kaybettik. Fakat bize gömüldükten, on beş gün sonra haber geldi, ve ona ait olan eşyaların hiç biri gelmedi, buna bavulu, santur' u da dahil...Bilemiyorum artık ne olduysa.. Ona ait küçücük bir eşyası olsaydı diye düşündüğüm çok olmuştur, bir sigaralığı, cüzdanı yada sağ elindeki siyah taşlı gümüş yüzüğü......
Şehir tabi Kasaba gibi olmamış 4 çocuklu AK budak  ailesi için. Büyük şehir, kalabalık, büyüyen çocuklar, çocukları  istekleri..... Dedemin kendine müzisyenlerden yaptığı çevresi sorumsuzluklarını çoğaltmış, nannimle arasını açmış ve bazı evliliklerde ki gibi  klasik bir son, bir dedem çapkınlıklar yapmış ...Nannim dedemle, mutlu olamamış maalesef.....Çok kavga etmeye başlamışlar dedem, bazı günler sabahları eve gelirmiş, o günlerden birinde kahvaltıda kavga çıkmış, dedem nannnimin üzerine yürümüş, nannimde kendini koruma iç güdüsüyle olacak ki, elindeki tavayı dedemin kafasına indirmiş. Bu bardağı taşıran hamleydi sanırım ondan sonra bir daha aynı evde olamadılar ve boşandılar......
Bugün benim için buruk bir gün... Nannimin 10. ölüm yıl dönümü..Ölenin ardından özlüyorum denmez derler, ama ben hep diyorum. Onu çok özlüyorum bu özlemim sanırım hiç bitmeyecek.........
......
Nannimin en çok sevdiğ şarkı ve şarkıcı: http://fizy.com/#s/12qjqy

31 yorum:

creep dedi ki...

duygulandım.
yazı böyle yazılır.
Bir daha çıtanı alçatma.
Bu mudur, budur.

SÜPER İNCE PARLAK ÇORAP dedi ki...

teşekkür ederim....

Küçük Mucizem dedi ki...

Sizinle birlikte zamanda yolculuk yaptım sanki. Kaleminize sağlık. mekanı cennet olsun Nanniminizin

SÜPER İNCE PARLAK ÇORAP dedi ki...

Çok haklısınız c.cerit belkide bizde sorumluyuz...

SÜPER İNCE PARLAK ÇORAP dedi ki...

Sayın küçük mucizem gözlerimi yaşarttınız....teşekkür ederim..

C.CERIT dedi ki...

Bravo Bre, evet artik oralari biz beyaz Turkler terkettikten sonra, pekte girilecek yerler degil, Ne yazik, o insanlarin hatiralariyla birlikte bir bir kayboluyor mazinin taniklari, eski Izmir semtleri, Namazgah, Donertas, Tilkilik, ve Damlacik...belkide bizlerde sorumluyuz, o mekanlari terkederken ailelerimiz, daha modern ve yalniz semtlerde oturmak adina.....herneyse, keeep on post...XX

BuDAAbuRDA dedi ki...

İnanılmaz güzeldi, çok etkilendim, sanki anlatıklarınızın içinde bir an yaşamış gibi hissettim kendimi...Nanninizin toprağı bol olsun...

SÜPER İNCE PARLAK ÇORAP dedi ki...

Budaburda temennileriniz için çok teşekkür ederim...

Kıreyzi Görl dedi ki...

Ne güzel bir yazı, ne güzel bir nanni. Kıyamam ♥ Resmen bir şeyler oldu bana. Oha lan içim şey oldu. Böyle şey. Şey işte.

SÜPER İNCE PARLAK ÇORAP dedi ki...

kıreyzi görl...Nannimi iyi anlatabildiğimi şimdi senin yorumunla anladım teşekkür ederim.....

Kırmızı Çizmeli Kedi dedi ki...

Buruk bir tebessümle okudum. Oldum olası severim zaten kişisel tarihleri. Sanki anlatanın ailesinin içindeymiş gibi tuhaf bir duygu kaplar... Nanninle müzik zevklerimiz benziyormuş bu arada:)) Mekanı cennet olsun....

Yağmur zamanı dedi ki...

Çok güzeldi cemre:) eline sağlık... sevgiler...

SÜPER İNCE PARLAK ÇORAP dedi ki...

Beğendiğinizi belirttiğiniz için ben teşekkür ederim yağmur zamanı sevgiler.x

SÜPER İNCE PARLAK ÇORAP dedi ki...

Temenniniz için Çok teşekkür ederim kırmızı çizmeli kedi....Aslında bu şarkıları dinleyerek büyüdük biz öyle değilmi....

ata_306 dedi ki...

yukarda bir arkdaş çok doğru ifade etmiş resmen zamanda yolculuk olmuş aynı zamanda da özlediklerimizi özlediğimizi söylemenin ne kdar güzel bişi olduğunu bende kendimce söylerim ama sen daha güzel anlatmışsın özellikle senin yazı dilin daha hoş keşke bende böyle şeyler yazabilsem insan bende de var bu tarz anılar hatıralar ama dökemiyorum yazıya yüreğine sağlık adında cemre imiş cemre suya mı düşer ilk ince toprağamı nannimiz daha iyi bilirdi ama sence ?

SÜPER İNCE PARLAK ÇORAP dedi ki...

:) havaya suya toprağa derler....yazı dilimi ben iç sesimle gelişştirdim sanırım....birde biyogragfi okuduğum kitapsayısında daha fazladır belkide ondan...teşekkür ederim yorumun için...

deepblueeagle dedi ki...

bu blogda bir yazı daha vardı. çocukluğunla ilgili. o ve bu yazı.
en iyi yazıların. belki çocukluğunun sevgi dolu, yaralanmamış, kırılmamış günlerini özlemle andığın için.

bu iki yazı duygulandırdı.

genel yazdıklarına bakarsak, çocukluğunu özlemen çok doğal.

sonrasında, sadece şanssız olduğunu söyleyebilirim, yaşadıklarını tahmin ederek.
ama mutlaka senin de payın vardır biraz.

yazdıklarını, sadece birer yazı olarak görmedim. içini döküyorsun.
seni görmeye çabaladım.
etkileyici hikayen.

belki sen yazdıkça daha doğru anlayabilirim.

dilediğin zaman mail yazabilirsin.

geyik olsun diye okumadım blogunu.

ha ha ha eğlence işte, diye görmedim.

neyse.

yaşamında bir temizlik yapıyorsun umarım bir şekilde.

konuşuruz.

olenbayan dedi ki...

hala izmir'de mi oturuyorsun?

SÜPER İNCE PARLAK ÇORAP dedi ki...

ölenbayan= evet ?

olenbayan dedi ki...

ben deeee! agoranin devami filan bulundu kazilarda ilk gordugumde cok sasirmistim

SÜPER İNCE PARLAK ÇORAP dedi ki...

ne güzel...yazılarını okudum bazı benzerliller var ggi gelmişti..toprağıım...evet bende şaşırdım...

Profösör dedi ki...

Dibekbaşı, agora, pişi, karadut şerbeti, sensun gazozu, avare-mu, svlçalı ekmek.. Ve nostalji..

Nannim'in torunu olan sjzden bir şarkı, Mehmet Akif Bebeğin dedesi olan benden bu akşam bir yasini şerif okunsun. Ruhu şadolsun..

SÜPER İNCE PARLAK ÇORAP dedi ki...

profösör çok naziksiniz...duanız kabul olsun...

Üsturupsuz Yazar dedi ki...

Sanırım şimdiye kadar okuduğum en güzel yazındı...Rahmet istedi,Allah Rahmet eylesin!

SÜPER İNCE PARLAK ÇORAP dedi ki...

üsturupsuz yazar; Beğendiğine sevindim....teşekkür ederim...

Müge dedi ki...

Allah rahmet eylesin... Ayrıntılardaki minik farklar hariç benim de badimle hikayem aynı toprakları bol olsun :( Onların özlemi apayrı :(

SÜPER İNCE PARLAK ÇORAP dedi ki...

Bitebilirmi müge onlar bizi büyüten göz nuru gibi bakan büyüklerimiz teknolojinin içinde kaybolduğumuz bu zamanda çok saf masum olarak kaldılarr....öylede kalacaklar...hikaye çok tanıdık ikimiz için sanırım.. badinizin ruhu şad olsun

Blush dedi ki...

çok duygulandım.
çocukta olsan çok duygulu ve bağlıymışsın.

eminim hala burnun sızlıyordur.

SÜPER İNCE PARLAK ÇORAP dedi ki...

hemde nasıl blush...aklıma çok geliyor...

Profösör dedi ki...

Bu arada;

"Ben bir anneyim.." yazımızla, grafik tasarımımızla, müzik seçimimizle "Asahhara - Profösör" olarak dostluğumuzu daha da pekiştirmiş bulunmaktayız. Bu yazımız her ikimizin de sayfasında sevgili blogdaşlarımızla paylaşaım için yayınlanmaktadır.

Bir türk kahvesi yorgunluğumuzu alır düşüncesindeyiz. Sevgi ve saygıyla sayfalarımızda bekleriz.

http://mefkuremiz.blogspot.com/

kibritci kız dedi ki...

ne hoş anlatmışsın yaşadıklarını .

kıskanmamak elde değil .

nannim e Allah tan rahmet diliyorum sana da sabır .