12 Ekim 2012 Cuma

ÖYLE BÖYLE.....

Yaz tatilinden 20 gün önce eve döndük İzmir'e bu sene yazımız çok sorunlu geçti. Tatsızdı...
Taşınacaktım ama g...m yemedi arkadaşlar kaldım şimdilik aynı evde.
Taşınacağım diye evdeki bir sürü saçma sapan şeyleri ayıklamış oldum iyi oldu, ama öyle bir çöp attım ki sormayın. taşınacağım diye bazı şeyleri toplamıştım onları tekrar yerleştirmek zor bir durum oldu benim için.
Ev birbirine girdi. Herkesin, eşyası başka bir odaya dağılmış oldu.
Evi temizleteyim dedim, gelen kadınlar on tane laf saydılar ev çok dağınıkmış da, kirliymiş de, tozluymuş ta, bla bla bla. E herhalde 3 ay tamı tamına, 100 gündür yokuz evde.
Üzülüp hallerine az daha ben temizliklere karışıp, her köşeyi silecektim evi :p Onlarada kahve yapardım.

Her türlü şey olur biter fakat var ya, yepyeni  ev olmasına rağmen üst kattaki komşunun eski pis eşyalarıyla gelen hamam böceklerini bitirememiştim bir türlü, yazın dolaplarda bir pirinç tanesi bile, bulamadıklarından hepsi top yekin ölmüşler iyimi.. Bu yazın sonunda eve döndüğümde en çok buna sevindim.


Gelir gelmez havalar daha sıcak diye kreşe göndermedim Delfin'i. Biraz evde takılsın dedim evini çok özlemişti sürekli, yazlıkta iken yatmaya gittiğimizde bir türlü yazın kaldığımız evi ev olarak göremiyor, "eve ne zaman gideceğiz ben evimi, odamı, yatağımı özledim" diye tutturuyordu.
Fakat eve gelince bir hafta sonra işler değişti.
 Bütün yazo bahçeye alışmıştı,toprak, böcek, çiçek, top, çimenler içerisinde semirdi çocuk. Balkondan içeri almak zor oldu.Oyalanması için her gün bir yerlere götürdüm. Geçen günde çarşıya gittik dönüşte pet shop un önünden geçerken köpek kedi diye tutturdu. İlk önce itiraz etmek istedim onuda düşünerek hayır demedim.Pet shop ta en tehlikesiz olarak tavşanı gördüm.

Tavşan alalım mı ?    de diiiim ağzımdan çıktı bir kere ve tavşanın kafesini, yemliğini sulağını, samanını, yemini kendisini de aldık eve döndük.

Küçük bir kızın elinde hayvancığın nasıl maskara olduğunu tahmin edersiniz. Fakat bir tavşanın, yedikçe, bir günde nasıl büyüdüğünü acayip bir şekilde gördük . Ve korktum açıkçası.

İyi gidiyordu aslında tavşanın, yada evcil bir hayvanın olması, evde bir hareket oldu, Bir kaç gün sonra, Delfin onu sıkmadan düzgün sevmeyi de öğrenmişti. Ama yürürken pisliyor du, büyüdükçe pislemesi acayip büyüdü, Bu sefer eve pislemesin diye, bende balkona çıkardım, ordan oraya koşuşturdu sonra ortalıktan kayboldu. Daha iki dakika oldu arkadaş, balkona çıkartalı, bir çıktım baktım ki, cılk yapmış, çiçeklere baktım, ah dedim yarım yeşil yaprak yemiş,bir yaprağın yarısı bildiğiniz, yarım yaaa...inanamadım. Çok çabuk hastalandı.
İshal gitti  hemen tabi, sabah gittim yanına kaskatı olmuş...baktım cansız....


Eve alınan zararsız bir tavşanın sonu küçücük bir yeşil yaprağı kemirmekle son buldu..
Delfinede kapıyı açık bırakmışım gitmiş dedim.

Sonra ben bi saçmaladım Blog'u düzenleyeyim derken bir karıştırdım olayı blog uçtu gitti. Şu çorap kısmını kaldırayım dedim, aman yahuu ne önemliymiş kokuşmuş çorabım. Beni google dan sildi izleyiciler gitti, yazılar görünmedi.
Hiç panik yapmadım (:p) üç gün uğraşımdan sonra geri geldi tamamen benim yanlışım sonuçta...
Sonrada  kokuşmuş çorabımın, tahtını geri verdim...


Offf of yani.
Hayat hep bir atraksiyon hep bir olay.

6 yorum:

Böcek Yiyen Peygamber dedi ki...

hangisi daha tatlı bilemedim.
ikisine de iyi bak. :)
sevgiler...

Böcek Yiyen Peygamber dedi ki...

Not: Ben olsam bir kedi seçerdim. :)

super ince parlak çorap dedi ki...

şaka yapıyorsun keçimiiii? evde düşünemiyorum. Küçücük minicik tavşan bile evi benzetti oburluğu yüzünden ishal gitti öldü :))) keçiii ooo

Böcek Yiyen Peygamber dedi ki...

kedi yahu kedi. keçi değil. :)
tavşanlar öyleler biraz bilmiyorum neden ama pek beslenilmiyorlar. o yüzden, kedi iyidir, kedi. :)

super ince parlak çorap dedi ki...

o kedi yazısını keçi olarak nasıl okuduysam yuh diyorum kendime :))
bakamam kedi ya..

Profösör dedi ki...

Ben de kediyi tercih ederdim doğrusu. Ama sonu kötü olmuş. üzücü..