Benim ufaklık yaramazlıklarına başladığına göre iyi demektir haber vereyim sizlere ilk başlarda çok kötüydü, sesi çıkmıyor hiç bir şey yemiyordu, dondurma hariç.Sonradan topladı ve iyileşti şükür.
Bu hastalıklar nedeniyle etrafıma bir baktım da insanlar yaşadıkları ortamlardan mı, çevreden mi, bakış açısından mı, yoksaa amaaan sendeciiktenmi ne? her şeyi basit algılıyor. Bir kere sağlık konusunda herkesin bir bilgisi ve birikimi var a.k yazıcam küfür artık. Geçen sene safra kesesi ameliyatı olmuştum halam telefon açıp
- Ay cemre
- E hala
-O çok basit bir ameliyat biliyormusun 5 delik deliyorlar karnınaaaa oradan keseyi çekiyorlar, sen bir şey anlamıyorsun. bi günde ayaktasııı.
Vay anasına sayın seyirciler.... girdik ameliyata çıktık tamam 5 delik deldiler ama 1 gün bir şey yedirmediler ve ağrılardan 1 gün ayağa kalkamadım. yine 1 hafta pansuman oldum yinede basit ameliyat sayesinde ağrılarım oldu. Aradan 1,5 sene geçti halamın safra kesesi alınacakmış bende telefon ettim aynı şeyleri söyledim. Birde ameliyattan sonra aradım
- Ayyy cemree,
- E hala,
- Hiçte kolay değilmiş!!!!!!!!!!!!!
- Ya hala sen bana öyle dememiştin ama...
- Çok ağrım var kızım... ama sen gençsin ben kaç yaşındayım
Haydaaa hopppaaaa.... Hatırlarsınız belki okumuşsunuzdur bir arkadaşım vardı bana geçmiş olsunu feysbuktan bir borç bilmişti üstelik her gün beraber geçirdiğimiz günlerin ardından.
Neyse benim ufaklık ameliyat oldu ya olmadan önce sanki benim bunu bilmeye ihtiyacım varmış gibi bir takım arkadaşlar telefon edip
-Aaa şekerim merak etme basit bir ameliyat bu bizim gelinin ablasının oğlu da oldu biliyormusun o tüpler yastığına düşmüş 2 ay sonra hem çocuk bu ameliyattan sonra daha çabuk gelişiyormuş. Basit bir ameliyat biliyormusun. Herkes söylüyor çok olan çocuk var.Merak etme hadi kolay kolay olsun ameliyatı inşallahhh..
İnşallah bacııımmm sağol beee...Sen şimdi söyledin ya gelininizin kardeşinin çocuğu kolay olmuş bizimkide olur inşallah..
Beni bir tek canım arkadaşım Bilge aradı bir tek duyarlı arkadaşım oydu her gün aradı sordu..Gelemedi tek başına çalıştığı için. Akam kesmedi basitmiş öyleymiş böyleymiş demedi olayı basite indirgemedi.Herkesin algısı farklı tamam katılıyorum herkesin ağrı eşiği farklı tamam ona da kabul. Daha kötü hastalıklarda var onada kabul allah korusun ve böyle hastalıklarla mücadele edenlere sabır ve sağlık versin.
Ama Hayat çok hızlı akıyor ve her şey basit yaşanıyor diye basite indirgeyip aman sendecilik ne mantıksız bir şey!!!!!!
Bazen bir takıntılı ergen gibi şiddetli bir şekilde çok değil bir on beş yıl öncesine dönmek istiyorum. İnsanlar daha duyarlı, daha sevecen, birbirine karşı ilgili değilmiydi??
Bir arkadaşım var yurt dışında yaşıyordu bir senedir. Ani bir kararla taşındılar ailecek iki ay önce karşılaştım feysbukta bana dert yandı
-ben çok mutsuzum burada dil bilmiyorum. Alışveriş merkezinde bile kimseyle iletişim kuramıyorum annemi, kardeşlerimi, arkadaşlarımı çok özledim.Yapayalnızım bir kahve içecek arkadaşım yok. İşte ben sizleri çok özledim ne ahmaklık yapmışım buraya gelmekle
Ayy ben bir üzüldüm kızın durumuna, neredeyse ağlayacağım. teselli etmek için bir saatten fazla konuştuk sonra bu bana dediki
-Dönsem mi acaba?
Bununla ilgilide bir saat filan konuştuk.Neyse bu ani bir kararla pılısını pırtısını toplayıp dönmüş. yolda karşılaştık.
-senin sayende döndüm biliyormusun bana cesaret verdin. hemen döndüm.
Ehhhhh be kadın madem ben sana cesaret verdim senin derdine ortak oldum sen neden benim çocuğum ameliyat olunca beni bir zahmet aramadın!! eğer kontörün yoksa ben seni arardım sen bir çaldırsaydın.
Ehhhh be kadın madem ben seninle ilgilendim sen mutlu oldun sayemde neden bana feysbuktan geçmiş olsun dedin, kaldırıp kıçını evlerimizin arası on beş dakika olan mesefaden çıkıp gelmedin !!!!!!!Vay be anasını seyirciler ne diyeyim ben bunlara YALAN DÜNYA!!!!!Kırılıyorum üzülüyorum ama nafile...
* insan sever * çocuk sever * dost sever * otomobil sever * müzik sever * facebook blogspot sever * telefon sever * yalnızlık sever * santana sever * deniz sever * annesini, anneannesini çok sever * toprak sever * öğrenmeyi sever * bilgi sever * alışveriş sever * dizi sever * belgesel sever * dürüstlük sever * hayvan sever * yolculuk sever * severde * sever......
21 Ocak 2012 Cumartesi
14 Ocak 2012 Cumartesi
BUGÜN YAZAR KAFE'DE GÜNÜN BLOGU ?
Bugün Yazar Kafede "Yaşam İnsan" kategorisinde günün sitesi benim blogummuş iyimi!! Fakat enteresan olan bunu geç saatte fark etmem ....Bunu da nasıl anladım biliyormusunuz? bloga girip bakıyorum ciddi bir hareketlenme var, dur dedim istatistiklere bakayım oo uçmuş gitmiş nereden giriliyor ona bakayım dedim. Baktım adres "Yazar kafe" yazıyor durmadan, tıkladım baktım orada sağda gördüm kendi sitemin resmini... Vallahi bakın isterseniz..buyruuunnn linki verdim ama değişim olur diye size fotolarını da çektim...Belgeli yanii..
Buda sitenin üzerine tıklanınca açılan gönderdiğim tüm içeriklerimin sayfası ...
Görmediğin şeysi olmuş tutmuş koparmış...Şımarıklığımı mazur görün artık. Nedeni de şu uzun zamandır güzel yazamıyorum diye düşünüyordum, daha doğrusu bir kaç aydan beri zor bir dönemden geçiyorum artık sinirden mi ne saçlarım dökülmeye başladı.... Biraz down olmuştum açıkçası bu haber beni biraz sevindirdi.....Bana gelin Bana yorum yapın......Neyse öperim..
Buda sitenin üzerine tıklanınca açılan gönderdiğim tüm içeriklerimin sayfası ...
Görmediğin şeysi olmuş tutmuş koparmış...Şımarıklığımı mazur görün artık. Nedeni de şu uzun zamandır güzel yazamıyorum diye düşünüyordum, daha doğrusu bir kaç aydan beri zor bir dönemden geçiyorum artık sinirden mi ne saçlarım dökülmeye başladı.... Biraz down olmuştum açıkçası bu haber beni biraz sevindirdi.....Bana gelin Bana yorum yapın......Neyse öperim..
7 Ocak 2012 Cumartesi
ZOR GÜN!!!!!!!!!!!!!
Hayatta zor şeyler vardır elbet..İnsanların bunaldığı zamanlar bu kadar mı diye pes dedirten, daha kötü olmasın diye şükredilen zor durumlar...Bu yazıya başlamadan önce İlk, İlk, aklıma gelen bir duam var Allah zor hastalıklarla mücadele eden annelere, ailelere ve çocuklara dayanma gücü versin.
Küçük çeçime ameliyat için bir şey anlatamadım nesini anlatacaktım ki, doktor gelecek iğne yapacak bla bla uygun cümleleri bulamadım. Her söylemim bir soru getirecekti ardından. "Doktor gelecek sana iğne yapacak" " NEDEN?" "Çünkü ııııımmm cevabım olamaz geçiniz" yada şunu diyebilirim.."ameliyat için" " Ameliyat ne demek neden ameliyat olacağım? " " iyileşmen için tatlım" " ama ben ilaçlarımı içtim anne" buyur bakalım ... offf off diye diye sabahı ettim. En iyisi bir şey söylememek dedim kendi kendime. Çünkü hastane ortamında neler yapılıyor çocuklar için nasıl bir prosedür yürütülüyor bilmediğim için bir şey söylemeyip oradaki duruma göre hareket etmek en doğrusu dedim.
Salı günü ona pepe yazı tahtası renkli simli kalemler,resim defteri aldım hediye paketi yaptırdım eve gelip yedek pijamalar koydum çantaya en sevdiği kedili nevresim takımını koydum, kuzusunu, caliou bardağını, yedek iç çamaşırları, çorap koydum. Sabah yedide uyandık kendim giyindim önce, sonra çeçimi giydirdim yine bir şey diyemedim, ama doktora kontrole gittiğimizi onu iyileştireceğini söyleyebildim sadece.
Hastaneye vardığımızda direk doktorun odasına gittik gerekli formaliteleri tamamladık, bizi 5.kata ameliyathane yakınındaki çok yataklı bölüme çıkarttılar. Hemşire "ne anlattınız kızınıza?" dedi "hiç dedim hiç bir şey" diyebildim "eline damar açıcı yerleştirmek zorundayız en azından bunu uygun bir dille anlatın" deyip topu bana attı gitti. Babasının yanında oturan kızımla göz göze kontak kurarak, "Delfincim doktor seni iyileştirecek ama senin bu eline küçük bir iğne yapmak zorunda acımayacak bana öyle söyledi" dedim ve daha bir şeyler anlatacaktım ki babası "tamam sus artık" deyip beni anında down ettimi !! öyle bir sinirlendim ki anlatamam. Ona kulak asmayıp konuşmamı sürdürdüm. "ben senin yanındayım ben yanından hiç ayrılmayacağım tamam mı?annecim" dedim elinden tutup odaya götürdüm.
Giymesi için ameliyat önlüğü diyeyim, onu verdiler allahtan üzerinde hello kity e benzer bir kedi vardı "a bak Delfin hello kity'li bir kıyafet var burada çocuklar arasında yarışma yapılacakmış bütün çocuklar bu kıyafeti giyiyorlarmış" diye aniden böyle bir cümleler döküldü ağzımdan.Kıyafeti giydirdim ameliyat anında altına kaçırıp üşütmesini istemediğim için altına bez giydirdim. Delfin şaşkın bakışlarla etrafa bakınıyordu, ayağına çorapta giydirdim bunları olabildiğince yavaş hareketlerle onu ürkütmeden aramızdaki bağdan benim korktuğumu anlamaması için hiç bir olumsuz düşünceye kapılmadan ve gözlerinin içine bakmadan yaptım. O an kendimi çok sıktığımı hatırlıyorum.
Ameliyathane hemşiresi olarak bir bey geldi Delfine "Delfincim şimdi bak bende böyle bir kelebek var bunu eline kondurabilir miyiz? söz veriyorum canını acıtmayacağım" dedi Delfin kafasını salladı ve damar açıcıyı sağ eline yerleştirdi. Bana doktor damar açıcıdan sonra ona sakinleştirici ve uyutan bir ilaç yapılacağını bu görüntünün zor bir görüntü olduğunu ama korkmamamız gerektiğini söylemişti. O anın geldiğini anladım babasının kucağında iken "şimdi ilacı veriyorum Delfini sıkı tutun" dedi o sırada Delfin bana" eve gidecek miyiz?" diye sordu ve aniden ağzı ve gözleri açık bir durumda bayıldı O an şoka girdim korkunç bir manzaraydı EN, EN zor anlarımdan biriydi. Kucağına alıp sedyeye yatırdı babası ama babasının kucağında oturur vaziyette uyuduğu için ayakları da o vaziyetteki pozisyonda sedyede kaldı bebeğimin. O an kaçıp gitmek istedim hatta bir kaç adım uzaklaştım sonra geri döndüm.Çok sıkıcı bir durumdu aklımdan gitmeyen tek görüntü ve hala daha aklımdan gitmiyor.Onu asansörle yukarı çıkartırlarken ben artık kopmuş durumdaydım. Salya sümük durumlara geçtim sonra hıçkırık içinde kaldım. Kendimi sıkmanın sonucunda artık nasıl koptuysam hiç bir şey görmedi gözüm.
Bir saat süreceği söylenmişti ama biraz daha uzun sürdü. Dokuz buçukta girdi ameliyata odaya gelmesi ayılmasıyla birlikte on ikiyi buldu. Bu arada odaya yerleşip odasını balonlarla süsledik, kedili nevresim takımını yatağına serdik hediyeleri baş ucuna koydum, tekrar ameliyathanenin kapısına gittim. O sırada geniz eti ve bademciklerini bize bir hemşire getirip gösterdi, tahlile gideceğini söyledi. O bardak içindeki çocuğumdan çıkan parçalarına öylece baka kaldım. Sonra doktorun muayenesine alt kata indim. "İyi geçti" dedi doktor" geniz etini ve bademciğini gördünüz mü? çok büyüktü , kulağındaki sıvılarda çok yapışkandı o yüzden iki kulağına da tüp yerleştirmek zorundaydım" dedi. Öyle sessiz yine koşa koşa 7. kata ameliyathane kapısına çıktım. Bir beş dakika sonra kızımı çıkardılar, uyuyordu ve yüzü gözü şiş, şişmanlamış gibi güzel görünüyordu bu hastalık yüzünden çok kilo vermişti ....
Asansörle odasına indik yatağa koydular ağzından ilk çıkan söz boğuk ve kısık bir sesle" Anne" oldu gözlerimden sessiz yaşlar süzülüp gitti. Kalbimin etrafında bir sızlama hissettim ki tarifi yok!!!! Anlatması zor böyle durumların.
Geçti gitti diyelim artık.. Daha kötü ve sürekliliği olan hoş olmayan hastalıklar var Allah korusun...Şimdi on beş günlük bir zorluğumuz var. Doktor uzun bir yiyecek listesi verdi, en komiği de dondurma buzlu su, tamamen anne otoritesinin sıfıra indiği günler bu günler. İstediği kadar dondurma soğuk yoğurt, süt ve buzlu sularla haşır neşiriz bu günlerde, çorbalarımız bile soğuk ...Ona gün doğdu bense sessiz, bu konuda yorumsuz, çeçime kış günü dondurma yedirmenin dayanılmaz hafifliğini yaşıyorum.
Küçük çeçime ameliyat için bir şey anlatamadım nesini anlatacaktım ki, doktor gelecek iğne yapacak bla bla uygun cümleleri bulamadım. Her söylemim bir soru getirecekti ardından. "Doktor gelecek sana iğne yapacak" " NEDEN?" "Çünkü ııııımmm cevabım olamaz geçiniz" yada şunu diyebilirim.."ameliyat için" " Ameliyat ne demek neden ameliyat olacağım? " " iyileşmen için tatlım" " ama ben ilaçlarımı içtim anne" buyur bakalım ... offf off diye diye sabahı ettim. En iyisi bir şey söylememek dedim kendi kendime. Çünkü hastane ortamında neler yapılıyor çocuklar için nasıl bir prosedür yürütülüyor bilmediğim için bir şey söylemeyip oradaki duruma göre hareket etmek en doğrusu dedim.
Salı günü ona pepe yazı tahtası renkli simli kalemler,resim defteri aldım hediye paketi yaptırdım eve gelip yedek pijamalar koydum çantaya en sevdiği kedili nevresim takımını koydum, kuzusunu, caliou bardağını, yedek iç çamaşırları, çorap koydum. Sabah yedide uyandık kendim giyindim önce, sonra çeçimi giydirdim yine bir şey diyemedim, ama doktora kontrole gittiğimizi onu iyileştireceğini söyleyebildim sadece.
Hastaneye vardığımızda direk doktorun odasına gittik gerekli formaliteleri tamamladık, bizi 5.kata ameliyathane yakınındaki çok yataklı bölüme çıkarttılar. Hemşire "ne anlattınız kızınıza?" dedi "hiç dedim hiç bir şey" diyebildim "eline damar açıcı yerleştirmek zorundayız en azından bunu uygun bir dille anlatın" deyip topu bana attı gitti. Babasının yanında oturan kızımla göz göze kontak kurarak, "Delfincim doktor seni iyileştirecek ama senin bu eline küçük bir iğne yapmak zorunda acımayacak bana öyle söyledi" dedim ve daha bir şeyler anlatacaktım ki babası "tamam sus artık" deyip beni anında down ettimi !! öyle bir sinirlendim ki anlatamam. Ona kulak asmayıp konuşmamı sürdürdüm. "ben senin yanındayım ben yanından hiç ayrılmayacağım tamam mı?annecim" dedim elinden tutup odaya götürdüm.
Giymesi için ameliyat önlüğü diyeyim, onu verdiler allahtan üzerinde hello kity e benzer bir kedi vardı "a bak Delfin hello kity'li bir kıyafet var burada çocuklar arasında yarışma yapılacakmış bütün çocuklar bu kıyafeti giyiyorlarmış" diye aniden böyle bir cümleler döküldü ağzımdan.Kıyafeti giydirdim ameliyat anında altına kaçırıp üşütmesini istemediğim için altına bez giydirdim. Delfin şaşkın bakışlarla etrafa bakınıyordu, ayağına çorapta giydirdim bunları olabildiğince yavaş hareketlerle onu ürkütmeden aramızdaki bağdan benim korktuğumu anlamaması için hiç bir olumsuz düşünceye kapılmadan ve gözlerinin içine bakmadan yaptım. O an kendimi çok sıktığımı hatırlıyorum.
Ameliyathane hemşiresi olarak bir bey geldi Delfine "Delfincim şimdi bak bende böyle bir kelebek var bunu eline kondurabilir miyiz? söz veriyorum canını acıtmayacağım" dedi Delfin kafasını salladı ve damar açıcıyı sağ eline yerleştirdi. Bana doktor damar açıcıdan sonra ona sakinleştirici ve uyutan bir ilaç yapılacağını bu görüntünün zor bir görüntü olduğunu ama korkmamamız gerektiğini söylemişti. O anın geldiğini anladım babasının kucağında iken "şimdi ilacı veriyorum Delfini sıkı tutun" dedi o sırada Delfin bana" eve gidecek miyiz?" diye sordu ve aniden ağzı ve gözleri açık bir durumda bayıldı O an şoka girdim korkunç bir manzaraydı EN, EN zor anlarımdan biriydi. Kucağına alıp sedyeye yatırdı babası ama babasının kucağında oturur vaziyette uyuduğu için ayakları da o vaziyetteki pozisyonda sedyede kaldı bebeğimin. O an kaçıp gitmek istedim hatta bir kaç adım uzaklaştım sonra geri döndüm.Çok sıkıcı bir durumdu aklımdan gitmeyen tek görüntü ve hala daha aklımdan gitmiyor.Onu asansörle yukarı çıkartırlarken ben artık kopmuş durumdaydım. Salya sümük durumlara geçtim sonra hıçkırık içinde kaldım. Kendimi sıkmanın sonucunda artık nasıl koptuysam hiç bir şey görmedi gözüm.
Bir saat süreceği söylenmişti ama biraz daha uzun sürdü. Dokuz buçukta girdi ameliyata odaya gelmesi ayılmasıyla birlikte on ikiyi buldu. Bu arada odaya yerleşip odasını balonlarla süsledik, kedili nevresim takımını yatağına serdik hediyeleri baş ucuna koydum, tekrar ameliyathanenin kapısına gittim. O sırada geniz eti ve bademciklerini bize bir hemşire getirip gösterdi, tahlile gideceğini söyledi. O bardak içindeki çocuğumdan çıkan parçalarına öylece baka kaldım. Sonra doktorun muayenesine alt kata indim. "İyi geçti" dedi doktor" geniz etini ve bademciğini gördünüz mü? çok büyüktü , kulağındaki sıvılarda çok yapışkandı o yüzden iki kulağına da tüp yerleştirmek zorundaydım" dedi. Öyle sessiz yine koşa koşa 7. kata ameliyathane kapısına çıktım. Bir beş dakika sonra kızımı çıkardılar, uyuyordu ve yüzü gözü şiş, şişmanlamış gibi güzel görünüyordu bu hastalık yüzünden çok kilo vermişti ....
Asansörle odasına indik yatağa koydular ağzından ilk çıkan söz boğuk ve kısık bir sesle" Anne" oldu gözlerimden sessiz yaşlar süzülüp gitti. Kalbimin etrafında bir sızlama hissettim ki tarifi yok!!!! Anlatması zor böyle durumların.
Geçti gitti diyelim artık.. Daha kötü ve sürekliliği olan hoş olmayan hastalıklar var Allah korusun...Şimdi on beş günlük bir zorluğumuz var. Doktor uzun bir yiyecek listesi verdi, en komiği de dondurma buzlu su, tamamen anne otoritesinin sıfıra indiği günler bu günler. İstediği kadar dondurma soğuk yoğurt, süt ve buzlu sularla haşır neşiriz bu günlerde, çorbalarımız bile soğuk ...Ona gün doğdu bense sessiz, bu konuda yorumsuz, çeçime kış günü dondurma yedirmenin dayanılmaz hafifliğini yaşıyorum.
3 Ocak 2012 Salı
YARIN!!!
Önemli bir gün küçük çeçim için kullandığımız ilaçlar etkisini göstermedi. Uykusuzuz günlerdir, nefes alamıyor uyurken tıkanıyor.On beş gündür birlikte uyuyoruz, tıkanınca uyanıp annecim annecim deyip bana sarılıp tekrar uyumaya çalışıyor..Uyku ona ve bana işkenceye dönüştü. Sabah kafam davul gibi kalkıyorum..Oda kalkar kalkmaz anne yorgunum diyor çünkü kaliteli uyku alamıyor. Çok zayıfladı yemek yiyemiyor özellikle sabahları bademcikleri şiş olduğu için yutkunamıyor. Neyse ki yarın bu işkenceden Allahın izniyle kurtulacağız. ameliyat olacak geniz eti, bademcik alınacak ve kulağına tüp takılacak. Seviniyorum bu sorunları artık bitecek, allah korusun daha kötü hastalıklar var . Allah şifası olan hastalıklar versin herkese. Ama üzülüyorumda canı acıyacak mı? uyandığında nasıl hissedecek ameliyat deneyimi olan biri olarak uyanınca sarsıcı oluyor insan için bunu biliyorum.. Neyse atlatacak atlatacağız..Bir kaç istediği şeyler aldım hediye pakedi yaptırdım "yarışma olacakmış diyeceğim en büyük kim balon şişirecekmiş yarışması" ameliyattan çıkıncada " sen kazanmışsın sana bir sürü hediye getirdiler diyeceğim... Ne yapayım oyalamak lazım....Dualarınızı eksik etmeyin.....Öperim..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


